15 Aralık 2015 Salı

Yorgunluk

Hep demişimdir insanın umutları vardır diye. Peki o umutlar hiç mi tükenmez? Hep mi güçlü olmak zorundayız? Hep mi dimdik olmak zorundayız? Hep mi savaşmak zorundayız?
İnsanın hiç mi gücü azalmaz? Hiç mi yorulmaz insan?
Evet bu soruların cevabını sorgulamak lazım. Çünkü insan yorulur, gücü azalır ve oluruna bırakır herşeyi.
Düşünerek uyur ve düşünerek uyanırsak beynimizde yorulur, vücudumuzda.
Parmağını kaldırmaya hevesi kalmaz insanın.
Yaşayacak bazı şeyler kalmıştır fakat bunlar içinde sabır gereklidir. Peki yorulan bi insana sabret demek ne kadar doğrudur?
Kendini anlamsızca bi boşluğa bakarken yakalarsın. Bu şekilde saatler, günler ve zaman geçer gider.
Allah kimsenin umutlarını tüketmesin. Doğru kapıyı açsın artık bize.
Çok amin.

Dipnot; belkide deliriyoruz, iyi tarafından bakalım yani.

9 Aralık 2015 Çarşamba

En güzel tesadüf

Tercihleri vardır insanın. Bazen bişeyleri tercih etmek zorundasındır. Ama bazende istisnalar vardır. Tek seçeneğin olur ve sen onu zaten seçmişsindir. 
Yukarıda ki öyle yazmıştır, sende yaşıyorsundur. 
Fakat şunu sormam gerekir ki tercih yapan insanlar için; Kime göre tercih? Neye göre tercih? Kime göre doğru? Kime göre yanlış?
Bunları sorgulamak isteyen sorgulayabilir.
Ama ben sorgulama gereği duymuyorum. Çünkü o bir tercih değil, o bir tesadüf.
Başıma gelen en güzel tesadüf.
Eğer bir gün sizinde karşınıza çıkarsa bu tesadüf, sorgulamak için vakit kaybetmeyin.
Kıymetini bilin.
Çünkü aşk tesadüfleri sever.

6 Aralık 2015 Pazar

Adam ve Kadın

Üst üstüne gelir herşey.
Sıkıntılar, üzüntüler, duyduklarımız, duymamazlıktan geldiklerimiz, hasret, çaresizlik.
Yaşamak zorunda olduğumuz zorunluluklar ve mesafeler.
Bunların hepsi olursa eğer adam yaşadığı hayattan bıkar. Nefes almaktan yorulur. Güçlü olmaktan yorulur. Güçlü durmak istemez artık, ve bırakır kendini.
Dudaklarından şu kelimeler dökülür; "Bittim"
Ama kadın hep yanındadır adamın. Ellerini uzatır ona tutup kalkması için. Çünkü kadının umutları vardır, adamda ise tükenen umutlar.
Şehrin ortasında kadın ve adam yalnızdır, tek başlarına.
Herşeyden ve herkesden vazgeçmişlik, umudun bittiğini gösterir.
Ama ertesi sabah uyandığında umutlar tazelenir, ve yenilenirsin.
Tekrar başlarsın umut etmeye, ertesi gün tekrar biter umutlar. Bu şekilde döngü içindedir insan.
Nefes almaktan yorulmak yerine, ellerimizi açıp nefes aldığımız için şükür etmeliyiz.
Umutlarınız hiç tükenmesin.
Bir gün herşey çok güzel olacak.

29 Kasım 2015 Pazar

Kendini silkele

Güzel bir hayatının olmasını herkes ister. Ama bazı istisnalar harici kimse hayatını güzelleştirmek için uğraşmaz. Sadece oturduğu yerden "Ya güzel bi hayatım olsun istiyorum" demeyi bilirler.
Madem istiyorsun o zaman o kıçını kaldır ve bişeyler için çabala, mücadele et ve istediğin hayatı gerçekleştir.
Çoğumuz "Armut piş, ağzıma düş" sözünün yolundan gidiyoruz. Ama artık kendimizi silkeleme zamanı.
Herşey insanın elindedir ve isterse herşeyi yapabilir. Sadece sabretmesi gerekir. 
Sen elinden gelenin daha fazlasını yap, çabala, mücadele et ve sabret. Sonrasında zaten meyvelerini yersin afiyetle.

25 Kasım 2015 Çarşamba

Geriye bir avuç susmak

Avazın çıktığı kadar susmak nedir bilir misiniz? Ya da sen bağırırken tüm insanların sağır olmasını?
İnsanlar duymak istediklerini duyar, diğerlerine ise sağır olurlar. Peki gücünün tükendiğini hissetmene rağmen bağırmak.
İşte bu cesaret ister. Çünkü zaten bitiyorsun, neden bağırıyorsun ki?
İnsan bunu anladığı zaman avazı çıktığı kadar susmayı tercih ediyor. Ve biliriz ki bazen susmakta çok şey anlatır.
O yüzden gücünüzü kendinizi tamamen bitirmek için değil de susmak için harcayın.

Umut fakirin ekmeği

Bu gecemizi Ayın ışığı aydınlatıyordu. Daha demin gökyüzüne bakarken dalıp gittiğimi fark ettim.
Ne düşündüğümü ise henüz bende bilmiyorum. Ama ufak bir sır vermem gerekirse içim huzur ile doldu. Tabi ki ciğerlerim de oksijenle.
Doğrusu ciğerlerimin sevdiğim adamın kokusu ile dolmasını daha çok seviyorum.
Ama şimdi konumuzu dağıtmayalım.
Gecelerin böyle aydınlanması da bir o kadar saçma, çünkü gece dediğin karanlık olur. Ama ironi şurada; karanlık gecelerimizde aydınlık olabiliyor bazen.
Misal vermek gerekirse "Her gecenin bir sabahı vardır."
Gündüze gelecek olursak, gecenin fragmanı gibi. Yani asıl film gece başlıyor. 
Geceleri insanların dertlerinin arttığı söyleniyor. Doğru bulmuyorum bunu çünkü o dert sende zaten var kardeşim, sadece gündüz kalabalıkta fark edemiyorsun ve gece yalnız kalınca omuzlarına tekrar yükleniyor.
Tıpkı gün boyu insanları güldürüp gece odasına çekilince ağlayan palyaço gibi.
Aslında çoğunluğumuz bu verdiğim örneğe örneğiz. 

Velhasıl kelam; Gökyüzüne bakmayan insan olur mu bilemem ama, olanların da umudunun olmadığına garanti verebilirim.
Çünkü gökyüzüne bakmak bir umuttur.

24 Kasım 2015 Salı

Papatya

Gözlerinin içine bakarken kendimi görüyordum. Daha sonra gördüğüm şey ise onun sevgisi. Bir insan gözleriyle nasıl bu kadar güzel konuşabilirdi ki?
Dudaklarını açmasına gerek kalmıyordu çoğu zaman. Çünkü gözleri herşeyi fazlasıyla yansıtıyordu bana.
Bunları görüp en derinimde hissetmek o kadar güzel ki. Bazen ben bile inanamıyorum bu kadar çok sevildiğime.
Sanırım bu sevgi ile ayakta durabiliyorum. Bu sevgi ile güçleniyorum.
Adeta küçük bir çocuk gibi sevinçle ve huzurla doluyor içim. Yüzümde aptal bir gülümseme oluşuyor. Çok şükür diyebiliyorum sadece. 

Her insanın bu duyguları yaşamasını isterim, tabi ki yaşatabilecek bir insan bulabilirseniz :)

23 Kasım 2015 Pazartesi

İyi ki be

Kahkahalara boğulurken bir anda durup gözlerinin bir boşluğa dalması. Bir şarkı çaldığında aklına onun gelmesi. Durup dururken ortada bir sebep yokken mutsuzluk hissinin üstüne gelip yapışması.
Evet bu bahsettiğim durumların sebebi özlemdir.
Ah özlem...
Nasılda çaresiz bir duruma sokuyorsun insanı. Nasılda insanın burnunu değil de yüreğini sızlatıyorsun.
Ağır bir özlem olmana rağmen ben layıkıyla taşıyorum seni. Çünkü seni taşıyacak kadar güçlüyüm ben. Öyle kolay pes edeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun bak.
Sen yüreğimde ki özlemi arttırdıkça ben daha çok güçleniyorum, bunu da söylemek istiyorum he.
Ama size bir sır veriyim mi?
İyi ki özlüyorum...

Kaplumbağa

Önce ki yazımda sabırdan bahsetmiştim. Ordan buraya geçerek, dünyanın en güzel duygusu olan sevgiden bahsetmek istiyorum. Aslında pek tanımını yapamam çünkü bu genelde yaşanan bir duygudur.
Ama ben Allah tarafından her insana sevgi yüklendiğinden yanayım. Çünkü bazı duygulardan bi miktarda olsa her insana verilmiştir.
Tabi ki bunu kullanıp kullanmamak bizim elimizde.
Misal vermek gerekirse bazen hırçın insanlar hayatımıza girer, evet bunları az çok bilirsiniz.
Aslında bu hırçınlık ona sevgisizlikten gelmiştir. Sevgi görmeyen her insan hırçındır. Ya da duvarları vardır da diyebiliriz. Bu duvarların ona güç verdiğini düşünür kendisi. O duvarla kendini insanlardan korumaya çalışır. Tabi ki ne zamana kadar?
Bir insanın ona sevgi verdiğini hissettiği zamana kadar. Ve artık zamanla yavaş yavaş o duvarlar yıkılmaya başlar. Karşı taraf ona sevgisini gösterdikçe o kendisini teslim eder.
Ruhunu yavaş yavaş o kafesin içinden çıkarmaya başlar. Tıpkı kaplumbağanın kafasını yuvasından çıkardığı gibi.
Şunu da es geçmemek lazım ki bunlar uzun zaman alacaktır, çünkü o duvarlar çok güçlüdür. Kolay kolay yıkılamazlar.
Ama bana inanın ki kaplumbağa kafasını yuvasından çıkarttığı zaman nasıl bir insana dönüştüğüne siz bile inanamayacaksınız.
Demem o ki; Sevin arkadaşlar, yarın son gününüz gibi sevin sadece.
Koşulsuz, şartsız...

Sabrın sonu selamet

Sabretmek zordur evet, ama güzeldir de. Çünkü bilirsin ki sabrın sonu selamettir.
Ben o selamet ile çok güzel karşılaştım, çok şükür. Ama birde sabretmeyi göze alamayıp vazgeçenler vardır. Sabırsız insanlardır onlar, ve onlar hiç bir zaman bu selamet ile karşılaşamayacaklar. 
Vazgeçmek demek, yarım kalmışlıktır. Hikayenin sonunu görememektir. 
Oysa ki yaşayıp görse belki de herşey çok farklı olacak.
Sabretmek demek, cesaret etmek demektir. Herşeye göğüs germektir. Karşına neyin çıkacağını bilmemektir. Ama ona rağmen yola devam etmektir.
Velhasıl kelam; Bunların hepsini yapmak bir yürek ister.
Yüreklerinizin güzel kalması dileğiyle.